delmamo bildirdi:
Çoğulhan’ın kızları geçmiş yıllarda “Santral yüzünden kızlar evde kalıyor”
başlığıyla Yeni Şafak’ın sayfalarına taşınmıştı. 3 yıl önce gazetelere yansıyan
bu haber üzerine dönemin Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, ‘Kanserli
ihtimali yüzenden evlenmekte güçlük çeken kızlara’ 2006 yılı sonunda filtre
arıtma istemi takılacağı sözünü verdi. Bu da yerine getirilmeyen sözler olarak
belgelere geçti.
Çoğluhan, Alemdar’a komşu belde. Santralin çitleri köyün
yanından yükseliyor. Santrale en yakın olduğumuz yer. Aynı zamanda soluduğumuz
havanın en kirli olduğu bölge. Aslında santralin kurulduğu yer de Çoğulhan.
Santralin kurulmasıyla Çoğulhan ikiye ayrılmış. Verimli toprakları santralin
altında kalmış. Santrale komşu evler ise varlığını koruyor. Ancak insanlar için
bu geçerli değil. Çoğulhanlılar verimli topraklarını santrale vermek zorunda
kaldıkları için topraksızlar. Santralde çalışan işçi sayısı ise yok denecek
kadar az. Belediye Başkanı Adem Yıldız ise görüşme talebimize yanıt vermiyor.
Ali Şahin’in eşi kanser… Ancak ölüm olana kadar ‘kanser’ sözünü ağızlarına
almıyor kimse. 5-6 yıldır bedenine yerleşen rahatsızlık son bir yıl içinde
kendisini hissettirmiş. Evde ölümü bekleyen eşi için yapacak bir şey yok. Şahin,
“Santralden herhalde... Kış aylarında gelseniz karın üzerinde yola zift dökülür
ya karın üzeri simsiyah oluyor. Parası olan kaçıyor buradan. Parası olmayan da
bizim gibi” diyor. Mezarlık görevlisi Ahmet Bingöl, bir yıl içinde 10 kişinin
kanserden öldüğünü söylüyor. Cennet Çermeni’nin kafasında tümör çıkmış. Tedavi
olmuş. Ancak her an yeni bir hastalığın pençesine düşecek korkusuyla günlerini
tüketiyor. Çermeni, çaresiz, aynı zamanda sözlerinin umuda dönüşeceği duygusuyla
konuşuyor: “Köyümüzün başka yere taşınmasını istiyoruz. Yaşanacak hayat da değil
ama mecburiyetten dolayı yaşıyoruz. Bizim büyüğümüz yok. Kanser hastası çok…
Astım, solunum yolları hastalıkları… Bizim büyüğümüz yok.”
75 yaşındaki
Duran Kat’ın konuşmasına ciğerlerinden gelen hırıltılar eşlik ediyor.
Hastalığının nedenini ‘kömür külü ve bacalardan yükselen dumana’ bağlayan Kat,
“Astım hastası yaptı kül beni. Dana önce rahatsızlığım yoktu. Kayseri’den,
hastaneden yeni çıktım. Yetkililerden gelen oldu ama ses seda çıkmadı. Köy
kalksın diyoruz” diyor.
Mevlüt Gürbüz, Çoğulhan Belediyesi Cumhuriyet
Mahallesi Muhtarı. Gürbüz, “Bizim hiçbir yetkilimiz yok. Ancak orda, burada
ihale peşinde koşuyorlar. Köpeğe verilen değer halkımıza verilmiyor. Çoğulhan’da
4 binin üzerinde insan var. Zehir yağıyor; kimse demiyor bunlar kul! Yürüyüş
yaptık, Çevre Bakanlığı geldi filtre takılacak dendi mart ayında başlanacak
dendi 4 mart geçti” diyor.
Küller insanların üzerine
yağıyor
Çoğulhan ve bölgedeki köyler yıllardır taşa konuşmuş, taşa
anlatmışlar gibi yaşadıklarını. Ölmek istemediklerini haykırmış; insan
olduklarını, bağ-bahçelerinin yok olduğunun feryadını kimse duymamış. Seslerini
duyurmak istedikleri yetkililer, santral ve santralin ürettiği elektrik bölge
insanın hayatından daha önemli olmalı ki 23 yıllık A ünitesine filtre takılmıyor
çok pahalı olduğu için. Ve yine B ünitesine ÇED raporu, A ünitesine filtre
takılması şartıyla veriliyor. Bugün iki ünite de faaliyette, ancak A ünitesinin
filtresi yok, B ünitesinin hem kömürü bantlardan taşındığı için çevreyi
kirletiyor hem de yakılan kömürden arta kalan kül dağları açık alanda insanların
ve verimli arazilerin üzerine yağıyor.
Çoğulhan Eski Belediye Başkanı Abidin
Gözükara, yakın zamanda kalp ameliyatı olmuş. Gözükara, “Burası Tamamen kirli.
Santralin kuruluşundan bu tarafa… Rüzgar lodos olursa alta üste, olmazsa
tepemize iniyor. İnsan sağlığı yok. Bölgedeki yetkililer biliyor burayı. Ama
yapılan hiçbir şey yok” diye konuştu. İbrahim Gözükara ise akciğer hastası.
“Ölümden döndüm” diyor. İbrahim Gözükara, “Doktorım oksijenli bir bölgeye
gitmemi istiyor. Devletin işine gelse başka yere gidebiliriz. Devlet duyarsız.
Oğlum da bronşit... Yüzlerce hasta var” dedi.
Bant mağdurları eylem
yaptı
B termik santrali bantlardan taşınan kömürle çalıştırılıyor. Üzeri
açık şekilde taşınan kömür içinden geçtiği mahallere tozunu yayıyor. Kadınlar
buna karşı aylar önce eylem yapmış, bantların kaldırılmasını istemişti. Ancak
seslerini duyan olmamış… Remziye Korkmaz eylemci bant yolu kadınlarından.
Korkmaz, “Devlet 30–20 milyar arası ücret veriyor. Külden oturamıyoruz. Çoluk
çocuğumuz hastalandı. Bir şey seremiyoruz. Milletvekillerimizden yardım
bekliyoruz. Sesimizi duyurmak istiyoruz. Evin arkasından geçen bandın üstü açık.
O yüzden dışarı çıkamıyoruz. Sürekli kül yağıyor. Gittik sesimizi duyurduk,
askeriye getirdiler bizi uzaklaştırdılar. Çocuğum 5 yaşına girecek; ciğerleri
hep mikrop kapmış. 15 günde bir doktor. Kocam hastanede yatıyor hep bundan.
Şikâyetimiz çok, kulak asan yok. Umursamıyorlar” diye konuştu. İsmini vermek
istemeyen kadınlardan biri ise, “Çocuklarımız dışarı çıkıp oynayamıyor kapı
pencere kapalı. En çok etkilendiğimiz ise bant yolu. Çocuğumun üçü de bronşit.
Evlere 30 milyar veriyorlar. Bu parayla bir yere gidilmez” diye konuştu.
Kuşkayası köyü verimli topraklarıyla biliniyor. Ancak B santralinin yanı
başında olan köyün arazileri üzerine santralin atığı olan binlerce ton kül
dökülüyor ve bu yaşamlarını içinden çıkılmaz bir noktaya getiriyor. Kadınlar
tarhana, salça yapamıyor, çamaşırlarını seremiyor…
Kuşkayası Köyü Muhtarı
Yaşar Yılmaz, “Köyde kirlilikten çok hasta var. Nereye gitsek kanser tedavisi
yaptırılıyor. Köylülerimiz kanserle damgalanmış. 50 kez yetkililere başvurduk.
Hava kirliliğine ilişkin bir cihaz koyuyorlar. Sonra tertemiz diyorlar. Bu nasıl
ölçüm” diye konuştu.
Berçenek köyündeyiz. Burası Mahsuni Şerif’in köyü.
Verimli topraklarının namı çukur ovaya kadar yayılmış. Köyün kahvesindeyiz.
Akşam saatleri. Duvarları Mahsuni fotoğrafları süslemiş… Halit Arslan iki
ünitede kuruluş aşamasında çalışmış. Arslan çarpıcı açıklamalarda bulunuyor:
“600 bin nüfusun; halkın yüzde 80’i akciğer hastası. B ünitesi sürekli kül
atıyor. Hiçbir yetkili dur demiyor. Tüm milletvekillerimiz biliyor bunu ama
hiçbir şey yapmıyorlar durdurmak için.
Santral solunum yollarını bozuyor
Dr Ayşe Emel Güngör (Afşin Devlet
Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı): Kömürün yakılmasıyla yanma ürünleri
oluşuyor. Bacalardan çıkan duman filtre edilmezse çeşitli zehirli gazlar
oluşuyor. Kükürt di oksit en tehlikelisi. Hava ile temasıyla sülfürik asit
oluşuyor. Hava yolları ile soluduğumuzda, yüzeyini yakarak burada daralma ve
hava yollarının bozulmasına neden oluyor… Santral kirliliğinin azaltılması için
bacaların filtreli olması gerekiyor. Filtreler kükürt dioksiti tutuyor
partikülleri azaltıyor. Santrallere yakın yerlerde günde birkaç kez hava
kirliliğinin kontrol edilmesi gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) değerleri
üzerine çıktığında santralin durdurulması ya da bir kısmının durdurularak
önlemler alınması gerekiyor. Afişinde böyle bir uygulama yapılmamış şu ana
kadar.