 | |
|
| Doğum |
03.01.1962 |
Molebutton |
| Cinsiyet |
Erkek |
| Birey ID |
I54 |
Asiret Soyagacı |
| Son değişim tarihi |
09 May 2005 |
| |
| Bireyin aile tablosu |
F241 |
Asiret Soyagacı |
| |
| Baba |
Mehmet METIN, doğum: 25.10.1932, Molebutton |
| Anne |
Hatun METIN |
| Akrabalik Derecesi |
Öz Evlat |
| Bireyin aile tablosu |
F11 |
Asiret Soyagacı |
| |
| Aile 1 |
Metin Fatma, doğum: 22.12.1969, Elbistan,Köy Agcasar. |
| çocuklar |
|
| Son değişim tarihi |
01 Apr 2005 |
| Bireyin aile tablosu |
F205 |
Asiret Soyagacı |
| |
Özgecmis & Dokümanlar |
- Ali Metin
1962 yılında Mehmet ve Hatun Metin`in çocuğu olarak Molebuttonda, Holan yaylasında özgür bir can olarak dünyaya gelir. Bu özgür doğan can yedi yaşına kadar özgürlüğün ve doğanın kaynağı olan Nurhak, Salavan Dağlarının yaylalarında doğayla iç içe büyür.
Bu canın, bu doğadaki yaşam kaynağı büyükleri tarafından anlatılan güzel masallar ve doğanın doğal sunularıdır. Özgürlük sonsuzdur, çünkü korkacağı hiç bir şey yoktur. Korkacağı bir şey var doğada; tehlikeli olan şey Kurtlar. Onlarında nesli tükendiği için korkmasına gerek yoktur.
Yedi yaşını dolduran özgür can Molebuttonda kurulu olan Cinbaş eğitim merkezinde okula başlar. Biraz özgürlüğü elinden alınsa da Cinbaş eğitim merkezinde güzel şeyler ögretilmiştir. Başta Türkçe ögretilmiş sonra Atatürk ve devrimleri eşliğinde button köyünün yaşam okulunda “Bizim dinimiz sevgidir” Yer yüzündeki en kutsal yaratık insandır. Sevgi denen şey, bu dünyada dağıttıkça çoğalan bir nesnedir. Sen insanları sev demişler. Doğayı da tanıyan can iki şeyi bilerek hayatın ufkunu görmeye başlamış “İnsanı sev doğaya sahip çık.”
Cinbaş okulunun son sınıfına gelince öğretmenleri ve ailesi demişler ki bu çocuk okur, onun için Elbistan şehrinde M.Halil lisesinin bulunduğu yere yakın bir ev bulun orta okula devam etsin.
Babasının gurur kaynağı olan can'ın aylar öncesinden takım elbiseleri, defteri hazırlanır. Babasının sevincine ve heycanına kendiside katılır şehire defalarca birlikte gidip geldikçe şehirin köye benzemediği, hatta köyden daha güzel göründüğünü görünce sevinci dahada artar. Hem köyde bulunmayan şekerler, oyuncaklar da vardır...
Bu can daha önce orta okula giden abileri gibi ilk gün onlarla okulun bahçesine gider.
Herkes sınıfı belirledikten sonra sınıfına gitmişken bizim can da kendi sınıfına gitmiştir.
Cinbaş okulundan ve hayat öğretmenlerinden öğrendiği; dünyanın güzel insanlarla dolu olduğunu sanan can şaşırmıştır. Gittiği orta okulun sınıfında:
Öğretmen soruyor "Sen kızılbaş mı sın?" Can ne cevap vereceğini bilemeyince öğretmen soruyor "Dinin nedir senin?" Can: "Bizim dinimiz sevgi diyordu". Çünkü kendisine başka din diye birşey öğretmemişlerdi. Öğrenci soruyordu "Sen Kürt mü sün? Türkiyenin başbuğu kimdir?" Can, Türk ve kürt kelimelerin ayrıcalığını bilmediği için ne cevap vereceğini bilmiyordu. Ancak Türkiye'nin başbuğu sorusuna hep Atatürk'tür diyordu. Çünkü kendisine Atatürk ve devrimleri öğretilmişti. Onun dışında bir şey bilmiyordu. Onlar üzerine geldikçe o iyi bildiği için hep Atatürk diyordu. Öğrenciler, cana şekilsiz ve insana benzemeyen bir resim gösteriyorlardı "İste Türkiye'nin başbuğu budur" diyorlardı. Can bunu kabul etmeyince çocuklar hep bir ağızdan "Kürt , Kürt kuvara Kürdün götü duvara." diyerek tempo tutuyorlardı.
Okur diyerek şehre yollanan canın öğrenim hayatı ve 12 yasına kadar kazandığı özgürlüğü mengenelerin arasına alınmıştı. Büyük bir şaşkınlık va çıkmaz içine giren can. Kendi hayat okulundan ve Cinbaş okulundan bazı bilgilerin yanlış öğretildiğini sanarak onlara kızmaya başlamıştı. Bu şaşkınlık içinde hayatı çok yönlü olarak hep sorgulamaya almıştır.
Can sorgulaya dursun ögretmenlerin ve öğrencilerin manevi baskıları sonucu orta okulu son sınıfa gelmeden Elbistan'ın Gazi Mustafa Kemal Okul'una sürgün edilmiştir. Gazi Mustafa'dan mezun olduktan sonra Ticaret Lisesi sınavlarını ikincilikle kazanıp kaydını yaptırmış.
Ancak Türkiye'nin asıl başbuğu dedikleri o çirkin adamın "çocukları" okumasına izin vermeyince, İskendurun Ticaret Lisesinde gece bölümüne devam etti.
Memleket hasreti yüzünden ve çocukluğun verdiği özgürlüğü bir türlü kabullenmeyen, can bir yıl sonra Elbistan Mükremin Halil lisesine devam etmeye karar verir...
Daha lise ikide iken Uygulayıcılar tarafından Maraş'ta çıkarılan katliam sonucu Türkiyenin bazı bölgelerinde sıkı yönetim ilan edilmiştir. Sıkıyönetimin çıkardığı bir bildiri sonucu geçici süre okuma hakkı elinden alınsa da başka bir bildiriyle okuma hakkını kazanır. Ancak sıkıyönetimin olmadığı illerin birinde ve belirlenen bir yerde okuyacağı söylenince, kendisi bir yıl kadar Hacı Bektaş ilçesinin lisesinde okumaya devam etmiştir.
Hacı Bektaş'ta bir yıl okuyup yeni dönem başlamadan 12 Eylül denen iktidara sahip çıkan vatanseverler yeniden yasa hükmündeki bir bildiriyle bir çok insan gibi o da okuma hakkını kaybetmiştir. Elbistan da diğer insanlar gibi oda yaşamak için çalışma hayatına başlamış. Ancak olağanüstü "yurtseverlerin" ülkede estirdigi bahar havalarına dayanamayarak yarı gizli bir şekilde yaşamak için Izmir'e giderek Elektirik kursalarına kaydını yaptırmıştır. Elektrik kurslarını bitirip de normal yaşama başlayacağı sırada yurdunu seven "yurtseverlerce" hain biri olduğu düşünülerek İzmir'de tutulmuş sırasıyla Ankara ve Maraş'larda ağırlanarak, saygı ve hürmetlerinden eksiklik etmemişlerdir. Daha sonra yapılan diplomasi çalışmaları sonucu, Maraş'ın "Hilton Otelinde" iki yıl yaptığı işlerden dolayı mükafatlandırmak için misafir edilerek kendisine büyük ikramlarda bulunulmuştur.
Otelde ki mükafatların biraz karşılığı olarak bize biraz askerlik yap diyerek Trakya bölgesine göndermişler. Kendisi de severek yurtseverlerin gönlünü almak için iki yıl askerlik hizmetini yapmıştır. Askerlik hizmetini bitirdikten sonra memleketine gelen can, yaşamın gereği olarak çalışmak için yurtseverlerin kurduğu Güney Doğu Projesinde(GAP) çalışmak istemiş. Yapılan güvenlik soruşturması sonucu can'ın hain biri olduğu kanısına varılmış ve işine son verilerek memleketine yollanmıştır. Memlekete gelir gelmez tüm yetkili organlara dilekçeler yazarak (Cumhurbaşkanı, Başbakan, Anayasa mahkemesi, Yargıtay başkanlığı, Adalet bakanlığı, Kurulu olan sivil görünümlü tüm partiler.vs yirminin üzerinde dilekçe yazılmıştır.)
"Sayın büyüklerim,ve yetkililer.
Ben Cinbaş okulu ve buttonların hayat okulunu okumuş biri olarak hayata başladım. Hayata başladığım andan itibaren eğitim sistemlerin birbirini tutmadığını gördüm. Buna rağmen bir itirazımda olmadı, ancak Buttonların okulunda bana öğretilen Atatürk ve devrimlerinin bir inananı olan ve de hayat okulunun bana öğrettiği "Bizim dinimiz sevgidir. İnsan ve doğa en kutsal olandır, onun için tüm insanlığı ayırmadan seveceksin" diyen anamım babamın sözlerini tutmama rağmen bazı insanlar diyor ki bizi sevme. Değerli büyüklerim ve yöneticiler ben sizleri yine sevdiğim için bana vatan haini diyebilirsiniz. Ancak gelin söyleyin beni yaşamam için nasıl bir insan olacağım siz karar verin yaşayayım. Sizin kulunuz, köleniz olmaya razıyım.
Gerekenin yapılmasını arz ederim“
Değerli büyüklerin bana verdiği cevap şuydu "Biz kim olduğumuzu bilmiyoruz ki sizin de kim olacağınızı bilelim, onun için gözümüze görünmeden başının çaresine bak..."
Yurdunu seven yurtsevenler gözümüze görünme dedikleri için bende 12 Eylül'ün bana verdiği "Ya sev ya da terk et" mantığından hareketle Nurhakların, Salavan dağının bana verdiği doğa yaşamına ve özgürlüklere dayanarak Avrupa'da bulunan Alp dağlarına sığındıktan sonra kısa süreli Elektirik, Bilgisayar kurslarıyla, ayrıca son ışık teorisiyle gelişen haberleşme sistemi üzerine eğitim alarak hayatını idame ettirmeye çalışıyor.
Cinbaş eğitim merkezinin bize verdiği Cumhuruyet ve ilkeleri doğrultusunda ve hayat okulundan aldığımız eğitim gereği. Işık ve sevginin çocukları olan biz insanların son teknik ulaşımı olan ışık teorisiyle hareket ederek Değerli dostlarımın kurduğu Tawdilo.com sitesinin sayesinde Işıklı güzel insanlara ulaşmak için bu sitenin üzerinden sevgilerimiz, özlemlerimize kavuşmak için dünyanın dört bir yanına dağılmış insan olan insanlarla buluşmaya geldim.
(At least one living individual is linked to this document - Details withheld.)
|
| |
| Fotoğraflar |
|
| |
|
|